ÖZHAN EREM

Kişisel Site

SON YAZILARIM

Yazı Arşivim Son 20 Yorum
HİÇ YAKIŞMADI SAYIN BAKAN
YAZILARIM 13.02.2008

Yorumlar(0)

Devlet adamı böyle hata yapmayacak, yapsa da Medya bunu görmeyecek, bile bile görürse bunun adı karalama olur... Hele böylesine hassas bir konuda bu iş oyuna, katakulliye gelmez...

Hiç Yakışmadı Sayın Bakan !!!

Kendi TV kanalımda 13 bültenini izliyorum, daha doğrusu dinliyorum,

O da ne!.. birden ekrana bakmamı gerektirecek bir haberle irkiliyorum...

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin "Askerlerimizin geri dönmelerine sevinmedim" demiş, demişte ben bunu gerçekten dediğini sonradan öğreniyorum...

Telefona sarılıp Reji yi arıyorum ve KJ yi kaldırtıyorum, haber için ise çok geç, ancak bir sonraki bültene...

Önce kendi kendime delleniyorum, bana mı kaldı bu iş, diye...

Sonra araştırıyorum haber doğru!

Bu sefer doğru haber'e yanlış diye müdahale etmiş olduk mu?

Bizim Reji'nin KJ yi, yani haberin altına yazılan metni yanlış yazdığını zannedip yayından kaldırtmış bulunduk bir kere...

Aslında Haber'e direkt müdahale eden biri olsam bu haberi hiç görmezdim... Malum, her "Ak'ım derken B..um" diyenin haberini görmeye kalksak bunun adı habercilik değil...

Adım gibi eminim ki, adamcağız söylemek istediğini tam olarak ifade edememiş, yani bir ifade hatası, ama olmuyor!.. Yakışmıyor!.. Türkiye Cumhuriyetinin bir Bakanına, o makama hiç yakışmıyor...

Devlet adamı böyle hata yapmayacak, yapsa da Medya bunu görmeyecek, bile bile görürse bunun adı karalama olur... Hele böylesine hassas bir konuda bu iş oyuna, katakulliye gelmez...

Yani bu olayda, İğneyi medyaya (Kendim dahil), Çuvaldızı da  Sayın bakana uygun gördüm...

Kabul buyursunlar...


Özhan Erem     


EXPO 2015 BALONU
YAZILARIM 13.02.2008

Yorumlar(0)

Yani Expo 2015’in 15-20 milyar dolar yatırımcı çekeceği “balonunu” isterseniz doldurmaya çalışalım. Öyle ya; bu ülkede siyasetçiler balonları şişirir, reel sektör de balonun içini doldurup anlamlı kılmak için uğraşıp durur...

Bu ülkede siyasetçiler balonları şişirir, reel sektör de bu balonların içini doldurup anlamlı kılmak için uğraşır durur...

"Expo 2015'in ülkemize kazandırılması için yapılan çalışmalar ve bu çalışmaların basına yansıtılma biçimi bir PR faaliyeti olarak başarılı olsa da ticari sonuçları itibariyle öngörülen ve beklenti oluşturulan rakamlara ulaşması mümkün değil.

Dünyada fuarcılık, çok uzun yıllardan beri spesifik, sektörel fuarlar çizgisinde düzenlenmektedir.  Bu fuarlarda amaç, fuarın katılımcılarıyla potansiyel ziyaretçi kitlesini kısa bir zaman aralığında bir çatı altında buluşturmak, her iki tarafın da ticari değer kazanmalarını sağlamaktır.

Oysa Expo 2015 gibi, genel kapsamlı endüstriyel fuarlar genellikle yaygın ve tanımlanması zor hedef kitle yaklaşımı içerisindedirler. Dolayısıyla ülkeler arası ticari anlaşmaların dışında pek bir sonuç verememektedirler.  Eğer böyle olmasaydı, İzmir Enternasyonel Fuarı bugün hâlâ İzmir'in ve Türkiye'nin en önemli lokomotifi konumunda olurdu; ki malesef olamadı.

Madem ki Expo 2015'i öyle veya böyle bir  hedef olarak görüyoruz, o zaman bundan nasıl maksimum fayda sağlayabilirize dair fikirleri de ortaya koyalım ki hepten negatif olmayalım.

Yani Expo 2015'in  15-20 milyar dolar yatırımcı çekeceği "balonunu" isterseniz doldurmaya çalışalım. Öyle ya; bu ülkede siyasetçiler balonları şişirir, reel sektör de balonun içini doldurup anlamlı kılmak için uğraşıp durur...

Türkiye'de yaklaşık 250 bin imalatçı kobiden oluşan bir üretim ordusu mevcut. Bu projede öncelikle rekabetçi sektörler analiz edilmeli, özellikle İzmir bölgesindeki ve Türkiye'nin her tarafındaki kobilerin şirket cv'lerinin oluşturularak, daha sonra da yabancı  yatırımcı sermayelerle şirket evlilikleri modeliyle yurt dışına akışı sağlanmalıdır.

Expo 2015,  büyümeye ve ihracata açık, imalatçı veya hizmet sektöründeki ve  kültür-sanat endüstrisi içerisindeki Türk kobilerinin dünya sermaye pazarlarına kendini tanıtabileceği, hedeflere ulaşabileceği bir platform olmalıdır."
Bence bu aşamada Kosgep,Yased ve SPK nın durumdan vazife çıkarmaları gerekiyor...
Eğer fikrimiz sorulursa detaylı olarak desteğe hazırım...
Tabi önce Sayın Abdullah Gül'ün "Milan'a" bir gol atarak! Expo 2015'i İzmir'e getirmesini bekliyoruz.

Özhan Erem


AL GÜLÜM VER GÜLÜM SİYASETİ
YAZILARIM 13.02.2008

Yorumlar(1)

Cem evlerinin, Aleviliğin “meşrulaşması” ile Türban tartışmalarının aynı döneme denk gelmesi sizce bir tesadüf mü? Medyafaresi yazarı Özhan Erem'den canalıcı bir analiz!

 

AL GÜLÜM VER GÜLÜM SİYASETİ!!! 

Cem evlerinin, Aleviliğin "meşrulaşması" ile Türban tartışmalarının aynı döneme denk gelmesi sizce bir tesadüf mü? 

Yoksa, hazır yeni Anayasa tartışılırken bütün dinsel sorunları aşıp bir konsensüs yaratma arayışı mı?..  

Keşke öyle olabilseydi... 

Ama yine değil maalesef... Yani bu bir toplumsal inanç konsensüsü arayışı değil... 

Olsa olsa bu bir "Al gülüm ver gülüm siyaseti"... Peki, alan razı, veren razı mı?

Bu "teklifte" Aleviler bir bit yeniği arıyor, haksız da değiller...  

Peki Aleviler türbana karşı mı?... Türban umurlarında değil, ama türbanı dayatan kafaların Aleviliğe birden sahip çıkar göründüklerine şaşıyor olsalar gerek... 

Öyle ya... Sünni inanca sahip bir iktidarın Aleviliği önce kurumsal olarak, sonra kuvvetle muhtemelen felsefik olarak devlet güdümlü bir sistemin içine hapsetmesi ve nihayetinde asimile etmesi kaçınılmaz bir sonuç olacak... 

Bir gün gelecek, Alevilerden kimin "düşkün" ilan edileceğine de bir "sünni" karar verecek ama kimsenin ruhu bile duymayacak... 

Peki ya Alevilere ne demeli!..  

Velayetin (Velilik, evliyalık) Pir'i Hz Ali "bendeleri"!..  Sizin ne işiniz var siyasetle?..  

Şuncacık Cumhuriyet tarihini dar ettiniz kendinize...

Aşk, sevgi derdiniz, siyasete girdiniz, müstahak olsa gerek size ki "Birlik" yerine "çoklukta" kaldınız...

Dirlik,düzenlik derken ikballere daldınız... 

Camiyi kaba softaya terkettiniz, İstemeden de olsa "Anadolu İslamını"  mahvettiniz... 

Haydi şimdi gelin Camiye, içeride "Cem" olalım "Allah, Muhammed,Ali" Hu diye... 

Bunu yapmazsanız bilir misiniz ne olacak?..

Varidat, vayidat dünyası (alışveriş) yine her şeye egemen olacak, inançlar semt pazarlarında alınır, satılır olacak...

Bu alışverişin endeksi siyasetin ta kendisi, bulaşmayalım biz bu çamura en iyisi.

                                                     

Albert Einstein diyor ki;  "Sorunları yaratan kafa yapılarıyla o sorunları çözmek mümkün değildir"... 

ÖZHAN EREM


TARTIŞALIM
YAZILARIM 13.02.2008

Yorumlar(0)

Otomobil kullananlar bilir, trafikte görüş açısı çok önemlidir... Yüzün, gözlerin yan bakış açısını da kapatacak biçimde örtülen türban, bu şekilde araba kullanan hanımefendiler ve tabii ki diğer araçlar için büyük bir tehlike arz ediyor...

Trafikte Türban Yasaklansın!

Otomobil kullananlar bilir, trafikte görüş açısı çok önemlidir... Yüzün, gözlerin yan bakış açısını da kapatacak biçimde örtülen türban, bu şekilde araba kullanan hanımefendiler ve tabii ki diğer araçlar için büyük bir tehlike arz ediyor...

Teşbihte hata olmaz, at gözlüğü takmışçasına sadece önünü gören bir şoför olamaz... Normalde bir şoför dikiz aynalarının dışında, bakış açısının izin verdiği ölçüde ki 180 derecenin de üzerinde bir görüş imkanı ile trafikte seyredebilmektedir... Ancak türbanlı hanımefendiler maalesef böyle bir imkana sahip olamadıklarından trafikte hem kendileri hem de diğer araçlar için ciddi bir tehlike kaynağıdırlar...

Geçen gün bir benzin istasyonundan yola çıkış yapmaya çalışan böyle bir hanımın ne kadar zorlandığına tanık oldum... Türbansız birinin sadece yan gözle kontrol ederek ve rahatlıkla çıkış yapabileceği bir durumda, bu hanım kızımız kornalar ve fren sesleri arasında "şanslı" bir şekilde yola devam edebildi. Çünkü türbanı onu kısıtlıyordu, görüş açısı sınırlıydı...

Özellikle şehir içi trafikte çatışmayı engellemenin en önemli çözümlerinden biride şoförlerin göz göze gelebilmeleridir... Usta şoförler "sen mi geçeceksin, ben mi geçeyim" durumunda sadece birbirlerinin gözünün içine bakarak anlaşırlar, çünkü o göz size mutlaka bir işaret verecektir.

Türbanlı hanımefendilerin malum sebeple bu gibi durumlarda gözlerini kaçırıyor olmaları da bir başka sorun... Nasıl ki trafikte sürücülerin cep telefonuyla konuşmaları yasaksa ki doğrudur, Hanımefendilerin de türbanla araç kullanmaları yasaklanmalıdır... Yoksa "Allah muhafaza"...

Özhan Erem

Toplam 4 Yazı, 1 Sayfada Gösterilmektedir.
  1